Kedinizin sizi annesi saydığını gösteren on işaret

Kedinizin sizi annesi saydığını gösteren on işaret

YouTube video thumbnail

Kedi sahiplerinin çokça gözlemlediği bir durum var: Kediler, sahiplerinin yanında uyumayı tercih ederler. Ama dikkatli bir şekilde baktığınızda, genellikle neden bu şekilde davrandıkları hakkında daha derin bir anlam keşfedebilirsiniz. Kendinizi bir gece kediniz uykuya daldığında yatağınızın uç kısmına doğru bakarken bulabilirsiniz. Kediniz yanınıza kıvrılmamış, başınızın yanındaki yastığa da çıkmamış; tam ayaklarınızın arasında, o özel boşlukta, sanki evin her yerinden daha çok orada olmak istiyormuş gibi yerleşmiş. Bu sadece örtülerin sıcaklığından mı kaynaklanıyor?

Kedinizin sizi sadece yiyecek kabınızı doldurduğunuz için tolere ettiğini düşünmek kolaydır. Ama çoğu kedi sahibi, kedisinin zihninde onları sahipleri olarak değil, anneleri olarak gördüğünü anlamaz. Eğer kediniz bu listedeki on işaretten en azından üç tanesini yaptıysa, yazının sonuna kadar kalın; çünkü son işaret, “Gerçekten kim kimin bakımını üstleniyor?” sorusunu tamamen tersine çevirebilir.

İşte bu on işaretten ilki, hemen hemen her kedi sahibinin deneyimlediği bir durumdan başlıyor.

YouTube video image 1

Onuncu işaret: İhtiyaç. Kedinizin karnınızı yoğurmasını hiç fark ettiniz mi? Gözleri yarı kapalı, sanki başka bir dünyada. Çoğu sahip, bunun kedinin garip bir alışkanlığı olduğunu düşünür. Ama bu rastgele bir hareket değil; bir anı. Yavru kediler süt içerken annelerinin karnını, yavaş ve ritmik bir şekilde yoğurarak uyarır. Bu, yavru kedinin öğrendiği ilk koordineli hareketlerden biridir, doğdukları andan önce, gözleri bile tam olarak açılmadan. Düşünün şimdi: Saat 23.00. Telefonunuzda kaydırırken kediniz karnınıza çıkıyor, aynı tanıdık ritimde basarak, karnından düşük bir mırıldanma çıkarıyor. Bu hareket, hayatlarının ilk günlerinde sıcak bir bedene yaslanarak beslenmelerinin kas hafızasıdır. Kediniz bunu, tişörtünüzün altındaki yumuşaklık için yapmıyor. Beyinlerinin kelimeleri olmayan bir kısmı hâlâ sizi, kendi bedeninden besleyen olarak görüyor, ama yoğurma hareketi sadece başlangıç.

Dokuzuncu işaret: Sadece sizin duyduğunuz tıslama. Kapıyı açtığınızda ve anahtarlarınızı bile bırakmadan, kediniz koşarak gelir ve tam bir miyav değil, kısa, parlak bir tıslama çıkarır. Bu sesin bir adı var; kedi dili ile yapılan bir sohbet değil, bu bir anne ile yavru arasında iletişim çağrısıdır. Doğada bir anne kedi, yavrularına yalnızca bir şey söyler: “Buradayım. Beni takip edin.” Yavru kediler de tam olarak aynı sesle annelerine yanıt verir. Kediniz sizi bu sesle karşıladığında, sadece heyecanlı değillerdir. En eski sohbetlerinden birini başlatıyorlar. Sizi çağırıyorlar.

Sekizinci işaret: Gölge. Mutfağa yürüdüğünüzde peşinize takılan kediniz, banyo için gittiğinizde yine sizinle birlikte. Diğer odaya çamaşır almak için gittiğinizde bile, bir şekilde orada bekliyorlar. Çoğu insan bunun sıkıntıdan veya yemek umudundan kaynaklandığını düşünse de, Oregon Eyalet Üniversitesi’nden araştırmacılar, kedileri insan bebeklerine yönelik bağlanma testine benzer bir teste tabi tutmuş ve kedilerin yaklaşık üçte ikisinin sahiplerine güvenli bir bağ oluşturduğunu keşfetmiştir. Bu bir tesadüf değil, bir yavru kedinin içgüdüsüdür. Doğada, annesinden çok uzaklaşan bir yavru kedinin başı beladadır. Bu nedenle uzaklaşmazlar; annelerini gözlerinin önünde tutarlar. Sizi izlemek, kendilerini güvende hissetmek için her zaman yanınızda kalmak gibidir.

Yedinci işaret: Sadece sizlere gösterecekleri karnı. Kediniz, karşınızda sırt üstü uzanır, karnı açığa çıkar, patileri havada gevşek bir şekilde bükülmüştür. Bu görüntü rahat görünse de, aslında bir kedinin içinde bulunduğu en riskli pozisyondur. Karnında tüm hayati organları mevcuttur ve tamamen korunmasızdır. Doğada, karnını yanlış bir yaratığa gösteren bir kedi, ikinci bir şansa sahip olamaz. Bu nedenle kediniz sizin önünüzde sırt üstü yatarak, sizi koruyacak olan kişiye güven duyuyor. Onlara güvenli hissettirdiğiniz için bu davranışları geliştiriyorlar.

Altıncı işaret: Kapının kenarında beklemek. Eve gelir gelmez, kapının kenarında sizi karşılayan kediniz, anahtarı dönerken bile meowlayarak sizi karşılar. Şunu belirtmek gerekir ki yetişkin kediler, birbirleriyle pek miyavlaşmazlar. Kedi davranış bilimcileri, klasik miyavlamanın, kedilerin diğer kediler arasında zamanla giderek arka planda kaldığı, ancak insanlara karşı tamamen korudukları bir ses olduğunu belirtir. Yavru kedi annesine seslenmek için bu sesi öğrenir. Yetişkin olduğunda ise çoğu kedi, diğer kedilere karşı bu sesi kullanmayı bırakır, sadece insanlar için devam ettirir. Bu durumda kapının önündeki miyav, yemek talebi olarak kırtasiye değil, en başta annelerine seslenmeleridir.

YouTube video image 2

Beşinci işaret: Baş vuruşu. Kediniz yanınıza geldiğinde, selam vermek yerine nazikçe alnını baldırınıza veya elinize vuruş yapar. Buna “Baş vuruşu” denir. Bu, çoğu insanın bir kedi alışkanlığı olarak yanlış anladığı bir davranıştır. Kedilerin yanak ve alnındaki koku bezlerini sadece belirli şeylere sürtmek için kullanırlar. Çoklu evlerde bu koku karışımı neredeyse tamamen aile için ayrılmıştır. Yavru kediler bunu anneleri ve kardeşleriyle yaparak, “Biz birbirimize aitiz” anlamını taşıyan bir koku oluştururlar. Kedinizin baş vuruşunda bulunması, sizi koku bakımından özdeşleştirdikleri anlamına gelir. Bu, onları annelerine ve kardeşlerine benzeyen bir aile ritüeli.

Dördüncü işaret: Tımar. Ne olduğunu fark etmeden önce, kedinizin sert diliyle elinizin arkasında ya da saçlarınızda gezindiğini hissedersiniz. Buna tımar denir. Çoğu sahip, bu davranışın sadece bir hijyen durumu olduğunu düşünse de, kediler herhangi biriyle tımar yapmazlar. Kedi kolonilerinde bu davranış, sıkı bir aileye ayrılmıştır. Bir anne kedi, yavrularını sürekli olarak tımarlar. Bu tımar yalnızca temizlikle ilgili değildir; aynı zamanda yavru kedinin konforu nasıl hissettiğini öğrenmesinin en önemli yollarından biridir. Kediniz sizin üzerinize aynı dili yönlendirdiğinde, kendinizi o aileye dahil ettiğiniz anlamına gelir.

YouTube video image 3

Üçüncü işaret: Ayaklarınızın arasında uyumak. Gece, kediniz boş olan yatağınızın bir tarafını değil, doğrudan yatağın ayak ucuna gelir ve tam ayaklarınızın arasında, en soğuk ve en uzak noktada kıvrılır. Uykunun, bir kedinin girebileceği en savunmasız durumu olduğu düşünülür; bilinçsizlik içindedirler, tehlikeyi göremezler, kaçamazlar ya da tepki veremezler. Tamamen korunmasız bir şekilde sizin yanınızda uyumayı seçen bir kedi, size güveninin bir işaretidir. Yatakta en sıcak yerin bulunduğunu düşünmek kolaydır, ama gerçek şu ki bu yerdeki sıcaklık hiç de dikkate almayan bir özellik.

İkinci işaret: Nöbet tutmak. Banyoya kapıyı kapatırsınız ve birkaç saniye içerisinde bir patikayı boşluğun altından kaydırır veya meowlama başlar, ısrarlı ve aceleci bir şekilde kapıyı açmanız için. Ateşle yandığınız bir gün yattığınızda, kediniz sessiz bir köşeye kıvrılıp oturmaz, çok daha uyanık ve koruyucu bir tavırla kapının kenarına yerleşir. Rahat bir pozisyonda oturduğunuzda hikaye yavaşça tersine döner. Bir yavru kedi annesini korumaz. Bir yavru kedi annesinin onu koruyacağına güvenir. Bu nedenle, yetişkin olarak kediniz, hasta, dikkat dağınık ya da savunmasız olduğunuz an itibarıyla sizi ve kapının arasına yerleşirse, onları koruyacak biri olarak sizi görür.

Birinci işaret: Ağladığınızda, gelmeleri. İşte burada, pek çok sahibin yanına konmadığı bir durum var. Gerçekten üzgünsünüz, oldukça kötü bir ruh halindesiniz. İçi daralmış köşede ya da banyoda sinirli bir şekilde kıvrılırsınız ve aniden kediniz imdadınıza yetişir. Sizden bir şey talep etmek için değil, sadece o an orada olmak için. Kucağınıza çıkar, ıslak yanağınıza başını yaslar ve bir kedinin sizden bir şey beklemesi durumunda her zaman yapabileceği tavırla, devam edeceği gibi pürdüş yapar. Bunun önceki tüm işaretlerden bir farkı var: bir yavru kedi, ağlayan annesine teselli olmaya gelmez. Ama bir hayvan, sizi sadece bir bakıcı olarak değil, korumaya değer bir aile olarak görebiliyor.

O ayak ucundaki alan neydi? Her gecenin sonunda kedinizin kıvrıldığı o yer. Sıcaklıkla ilgili olduğunu düşündünüz. Aslında sıcaklık hiç de buradaki sebep değildi. O, karnınızı yoğuran aynı kedidir. Kapıdan içeri girdiğinizde hemen çıkan o tıslamayı yapan. Hayatları boyunca hiç tanımadığı birine karnını açmamış o kedi, her gece ilk hareketinizde hissedeceği tek bir yer olarak yine orayı seçiyor.

Bu bağ, küçük bir savunmasız hayvanın annesine ihtiyaç duyma şeklinde başladı ve bu asla değişmedi. Sadece sessizce yeni bir boyut geliştirdi. Sizi, en kötü gecelerinizde, onlara öğrettiğiniz her şeyin yanı sıra, kendi ihtiyaç duyduğu bakımın bir kısmını da geri vermeyi öğrendi. Kendinize bir saniye dürüst olun. Bu 10 işaretten kaç tanesini kendi kedinizde tanıdınız? Yorumlara sayıyı bırakın. Ve eğer son işareti saydıysanız, başınıza gelenleri paylaşın. Her bir hikayeyi okurum ve o an her zaman kalbimi en iyi şekilde kırar.